Chat Sohbet Muhabbet Arkadaşlık Siteleri


Mümtaz'er Türköne'den ''Yok artık'' dedi

Kürt sorununun çözümü için bebek katili Abdullah Öcalan'ın da dahil edileceği bir genel affın şart olduğunu söyleyen ve bu sözleri için büyük tepki çeken Mümtaz'er Türköne'den bir ilginç çıkış daha.

Zaman gazetesi yazarı Mümtaz'er Türköne bu sefer de kamuoyunda AK Parti'yi ve Fethullah Gülen'i bitirme planı olarak bilinen İrticayla Mücadele Belgesi'ni yorumladı.

“Bize Nizam-ı Cedid Ordusu lazım” diyen Mümtaz'er Türköne tarihten alıntılarla son gelişmeleri şu şekilde yorumladı...

(...)“İrtica belgesi” bir işaret fişeği oldu ve karanlık köşeler aydınlandı. Kendi halkına, ülkesine ve hatta kendi mensuplarına karşı komplolar, entrikalar çeviren bir fesat ocağı ile karşı karşıyayız. 1807’de Yeniçeri ordusunda bile kimsenin aklına gelmeyecek türden desiseler bunlar. Temel sorunumuz bu fesat üretme işinin ne ölçüde emir-komuta zinciri içinde yapıldığını, bütünüyle kurumsal kimliğin bu işteki rolünü tespit etmek.

Tasfiye yetmez

(...)

Gerçek olduğu ortaya çıkan belge, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vatanı ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne karşı, bugüne kadar ortaya çıkartılmış en ciddi tehdidin Türk Silahlı Kuvvetleri’nin içinden geldiğini gösteriyor. Bu tehdidin ortadan kalkması için cuntacıların ordudan ayıklanması yetmez. Bu belgenin hazırlanması emrini veren Genelkurmay İkinci Başkanı’nın başında bulunduğu hiyerarşinin tamamının görevden alınması da yetmez. Hatta ve hatta, bu kurumsal yapıyı sürdürebilmek ve skandalı örtbas etmek için kendi itibarını riske eden Genelkurmay Başkanı’nın istifa etmesi bile bu tehdidi ortadan kaldırmaz.

Türk askerinin şerefini, ülkemizin güvenliğini, Türkiye’nin birliğini, halkın hukukunu, devletin bekasını koruyabilmek için bu “kurumsal yapı”ya son vermemiz ve yeni bir ordu kurmamız lâzım.

Nizam-ı Cedit’i Yeniçeriler kaldırttı

Tarihe Vaka-i Hayriye olarak geçen olaylar 16 Haziran 1826’da yaşandı. 3. Selim, sık sık ayaklandığı çağa uygun olmadığı gerekçesiyle Yeniçerilerin yerine yeni bir düzenli ordu kurma girişiminde bulundu. Nizam-ı Cedit adı verilen bu orduya tepki duyan Yeniçeriler ayaklandı ve 3. Selim’i tahttan indirdi. Selim’in yerine gelen kardeşi 2. Mahmud da reformlara devam etmek istiyordu ancak Yeniçeri ayaklanmaları nedeniyle bunu gerçekleştiremiyordu. Nizam-ı Cedid yerine Sekban-ı Cedid’i kuran 2. Mahmud dönemindeki ilk büyük ayaklanma 14 Kasım 1808’de yaşandı. Yeniçerilerden 3 binden fazlası kılıçtan geçirildi. Bu ayaklanma sonrası Sekban-ı Cedid’i dağıtmak zorunda kalan 2. Mahmud ordudaki reformu bir süre erteledi.

25 Mayıs 1825’te Eşkinci ocağı adı verilen yeni bir askeri sınıf kurulduğunu resmen açıklandı. Avrupa tarzında üniforma giydirilen yeni ordu, 11 Haziran 1826’da eğitime başladı. Bundan 3 gün sonra ayaklanan yeniçeriler gösterilere başladı. Ulemayı yanına alan II. Mahmut, Sancak-ı Şerif’i çıkararak halkı Yeniçerilere karşı savaşmaya çağırdı. Yeniçeri kışlaları top ateşine tutuldu.

6.000’den fazla Yeniçeri öldürüldü. 20.000 civarında isyancı da tutuklandı. Bu arada Bektaşi dergahları kapatılarak yakalanan müridler kılıçtan geçirildi. Bektaşi mezarlarının başlarındaki kavukları da kırdırtıldı. 16 Haziran 1826’da tarihe karışan Yeniçeri Ocağı’nın yerine, Asakir-i Mansure-i Muhammediye (Muhammed’in zafer kazanmış orduları) adlı yeni bir ocak kuruldu. Tarihe ‘hayırlı olay’ olarak geçen bu tasfiye bazı tarihçilere Osmanlı’da yaşanan en önemli iç savaş.

Apo Paşa Önerisi

1956 doğumlu Mümtazer Türköne eski bir ülkücü. Gazi Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Prof. Türköne bir dönem Tansu Çiller’in danışmanlığını yaptı. Çiller’in Susurluk’la ortaya çıkan ilişkileri savunmak için söylediği “Bu memleket için kurşun atan da kurşun yiyen de şereflidir” cümlesinin de Türköne’ye ait olduğu ileri sürülüyor. Türköne geçtiğimiz günlerde Akşam gazetesine verdiği mülakat da tepki çekmişti: “Öcalan’ın gözlem altında tutulması, zorunlu ikamet gibi yöntemler düşünülebilir. Bu, bir isyan bastırma yöntemi eğer devlet açısından bakarsak. Devlet isyan bastırıyor. Bunun için devlet isyanın elebaşılarını affeder. Osmanlı çok isyan bastırmış bir devlettir. İsyanı bastırırken isyanı başlatanı affeder, çok uzak bir vilayete atar, sonra da maaş bağlar ona. Bir de ayrıca paşa rütbesi verir. Bunlara da ’başıbozuk paşası’ derler. Osmanlı’da 3 tür paşa vardır: Askeriye paşası, mülkiye paşası, başıbozuk paşası. Yani Apo’ya paşa rütbesi verilebilir Osmanlı mantığıyla yaklaşırsanız....”

<_script />changeTarget(document.getElementById("news_content"))<_script />

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Sohbet kelebek chat sex hikayeleri sex hikayeleri Chat Chat Odaları sex hikayeleri kelebek sohbet kelebek sohbet gay Sohbet gay chat lez Sohbet sohbet et islami sohbet islami sohbet sevda Sohbet lez sohbet chat sitesi Chat Sohbet Chat